| Erhan's profilehepimiz erhaneciyiz...!!...PhotosBlogLists | Help |
|
|
March 06 Ah Bu Şarkıların Gözü Kör Olsun...Sanıldığı kadar basit şeyler değildir şarkılar. Birkaç nota, üç-beş kelimeden daha fazlasını barındırır içinde...
Kimi zaman hayatımızın arka fonunda çalar şarkılar, zamanımızın boşluklarını doldurur sinsice; kimi zaman da sipariş üzerine oynatılır, bizi şarkılardan iyi ne anlatabilir ki?..
Sadece bestelenmiş şiirler değildir onlar, ayrı bir akustiği, estetiği vardır. Hem şiir gibi sıkıcı da değildir tüketimi, bir şiir en fazla kaç kez okunur ki?..
Zaman olur, psikolojik bir terapi haline gelir müzik dinlemek canımız sıkkınken depresif şarkılar açarız hep; ama hiçbir şarkı, o anda hayatın bize söylediği şarkıdan depresif değildir... Kafamızdaki sesleri bastırmak için açarız sesi, şarkıyı yazanın derdi bizim derdimiz oluverir, kendi sıkıntımızı unutturur bize...
Şarkıları sahipleniriz, şarkılar hediye ederiz sevdiklerimize... Yaşanmış olaylara şahit gösteririz, “o gün bu şarkı çalmıştı radyoda” deriz; sonra ne zaman bir notası çınlasa kulağımıza, geri sararız filmini hayatımızın...
Geçmişte kalan anılarla özdeşleşmiş şarkılar üzer bizi, o anılar geçmişte kalmıştır çünkü, ne kadar güzel de olsalar en fazla buruk bir gülümseme bırakırlar dudaklarımızda...
Kimi zaman da hiç yoktan dert açar başımıza şarkılar. “Bu benim hikayem!” dedirtir, can acıtır bu şarkılar. Hayatımızın başrollerini getirir gözümüzün önüne; unutulmuşları hatırlatır, unutulmayanları çiviler beynimize...
Vel hasılı, sanıldığı kadar basit şeyler değildir şarkılar. Birkaç nota, üç-beş kelimeden daha fazlasını barındırır içinde...
Erhan TAŞKIRAN
www.sevgilidergi.net / Mart 2007 December 28 “Bir şarkı yapmam gerek...”“Bir şarkı yapmam gerek...”
Anlatmam gerekenler var... Beni anlamayanlar var... Beni dinlemeden gidenler var... Onlara bir şekilde ulaşmam gerek...
Dinledikçe kahrolduğum şarkılar var... O kadar silmeme rağmen en zayıf noktamdan, kulağımdan, beynimin içine tekrar girebilen insanlar var... Şarkıların bana anlattıkları var... Şarkılardan anladıklarım var... Bi şarkı yapıp kahretmek istediklerim var, en kötüsü... Aynen bana yaptıkları gibi sinsice beyinlerine girmek istediklerim var... İşte sırf bunun için, “bir şarkı yapmam gerek!..”
Müzisyen olmalıyım ben, müzisyen olmam gerek... Ağzımı meşgul etmeyecek bir enstrüman çalmalıyım önce, ve o bass gitar olmamalı, sahnede o kadar geride kalmamam gerek... Davul çalabilirim mesela, trampetlerin üzerlerine yapıştırmak istediğim resimler var...
Gitar çalmalıyım en çok, gitar çalmam gerek... Severim gürültüyü, insanın gürültüyü sevmesi gerek... O (dolma) kalem gibi parmakları bir şekilde perdelere sığdırmam gerek... Akorla püsürle işim yok, solo çalmam gerek, tel koparmam gerek benim... Elimin kanaması gerek sahnede...
“süslerle bezeli, dantelli işli, allı pullu güllü şarkılardan nefret ettim!..”
Benim sahnede olmam gerek, bir şekilde... Afişim yapıştırılmalı çünkü İstiklal’in duvarlarına... O afişleri gözüne gözüne sokmak istediğim insanlar var...
Fazlaca agresifim, bir şekilde sinirimi boşaltmam gerek... Tel kopararak olur, davul patlatarak olur, bir şekilde... Bağırmam gerek, nefretlerimi dilaltı yaptım yıllardır... Sahnede tükürmem gerek onları, sahneden tükürmek istediğim insanlar var, ve sırf bunun için, benim sahnenin üzerinde olmam gerek...
“...oyna dur barlarında, şak şak kankalarınla... Para pul için kırıtmandan nefret ettim...”
Bağırmam gerek, çokça bağırmalıyım... Sesim kısılana kadar... Söylemek istediğim o kadar çok –bestelenmiş şiir- var ki... Haykırmalıyım... Kimse beğenmemeli yaptığım müziği, çünkü kimsenin benim kadar nefreti olmamalı... Çaldığım barın en sıkı müşterisi ben olmalıyım, sahneye bi’ bira daha alabilir miyim?
“bildiğimiz şarkıları söylemekten korkmamalı...”
Ölmeliyim hemen akabinde, afişim asıldıktan hemen sonra ölmem gerek... Bitmeli, ötesi olmamalı çünkü... Mezar taşıma -senin içindi bütün zaferlerim- yazdırmam gerek...
“...buralardan gidince unutmayan ruh gerek...”
Yalan olmam gerek benim, bok yoluna gitmem... Aksi halde çok fazla gideceğim insancıkların üzerine, çok kötü olacak... Bok yoluna gitmem gerek, kimse bilmeden...
“..böyle herşey daha güzel...”
Erhan TAŞKIRAN
*: Tırnak içindeki cümlelerin tamamı Padma’nın “La” adlı şarkısından alıntıdır, dinlemek isteyenler için: December 13 dipayrılığın rengi nedir.. "sepya" diye tabir edilen renk, hangi ana renklerin birleşiminden oluşur, hüzün ve yalnızlık..? bir ayrılık kaç paket sigaraya tekabül eder.. "hazan" kelimesi sadece bir mevsimi mi temsil eder, yoksa mecazi kullanımlara da açık mıdır.. yapraklar neden dökülür ve insan oksijensiz nasıl yaşar.. yaza ermek için kaç bahar öldürmek gerekir, baharların sırası neyi değiştirir..
diyelim ki senin elin 22°C, benim ki 38.. el ele tutuştuğumuzda ne kadar ısı geçişi yaşanır, yaşanan sadece ısı geçişi midir.. kaç joule'lük iş yapmış oluruz, yaptığımız iş midir.. seni ısıtmak için üşümem mi gerekir.. sen mi olmasan ben yanarım, yoksa ben mi olmasam sen üşürsün.. sürtüşmelerimizde ne kadar ısı açığa çıkar..
telefon nedir, nasıl çalışır.. senin sesini başka bir nesne nasıl çıkarabilir.. sesini simüle ettiği için sevmem mi gerekir telefonu, yoksa tüm insanlar aslında 10 haneli rakam kombinasyonları mıdır.. sen beni "aradığında", yani sen telefonunla, telefonum benle konuşurken, "seni seviyorum" cümlesini duymuş olmak beni sevdiğini ne ölçüde ispatlar.. "seni seviyorum" cümlesinin raf ömrü ne kadardır.. Geldiğinde sevindiğim ölçüde mi üzülürüm gidince, yoksa birşeyden kendisi çıkınca geriye birşeyler kalır mı..
bir insan kaç para eder..! ben mesela.. ailem, geçmişim, kariyerim, dergim, fotoğraflarım, öğrencilerim, arkadaşlarım, eski sevgililerim, aşklarım, hayallerim, hazanlarım, hüzünlerim, yalnızlığım.. hepsi kaç para eder.. terketmek israf mıdır.. bir aşk kaç para eder.. kaç para, ne kadar değerlidir..
kimim ben, bugün ne günlerden.. "zaman"
-bir devam yazısı, yarım kalan herşeye dair-
...ya o değil de, asıl derdimiz "zaman" kavramı ile galiba... Süreçler, umutlar, vaatler; hepsi zaman kavramına ait can sıkıcı şeyler. Oysa bir anda oluveren şeyler ne kadar güzel...
"Zaman"... Bir sayı doğrusu, tek boyutlu birşey, ne kadar sıkıcı!.. Hızı sabit, teoride... Bir gün 24 saat, bir saat 60 dakika, bir dakika 60 saniye... Saniye? "Seksensekiz" diyene kadar geçen süre; kime göre, neye göre? Daha yavaş "seksensekiz" desem daha mı çok yaşarım acaba?
"Zaman"... Birkaç rakam kombinasyonu (birşeyin kombinasyonu olan herşeyden nefret ederim! Telefon numaralarıyla özdeşleşmiş insanlar, hepsi hepsi 10 tane tuşla yazılmış mesajlar...) Gün-Ay-Yıl, Saat:Dakika:Saniye... Sayı doğrusundaki noktalar.
"Zaman"... Tek yönlü akış...(Tek yönlü herşeyden de nefret ederim, vektörler vardı mesela fizikte, ne ucuz şeylerdi...) Geri dönmenin, durmanın korkusu da yok, umudu da... Tek yönlü gidiş işte, at gözlüğü... Tren veya, aynı rayda, sabit hızla...
"Süreç"i anlattığı zaman, daha bi sinir bozucu oluyor "zaman"... İngilizcede "have been" kalıbı vardır, bir anda olup bitmeyen şeyleri anlatır, o! Mesela: "Üniversiteden bu sene mezun oluyorum", bu bir anda mı oldu? Hayır; 4, 5, belki 6 sene... Mesela: "Arzu'dan ayrıldım", bu bir anda mı oldu? Hayır; kaç paket sigara, kaç uykusuz gece var o cümlede...
"Zaman zaman" diye bir kalıp vardır bir de... "Bir şeyi zaman zaman yapmak!", aslında çok da sevmemek, ama yapacak daha güzel birşey bulunamadığında ona sarılmak, ne büyük karaktersizlik! "Terlemeden sevişenler" diye bir şarkısı vardı Teoman'ın...
Bir hiyerarşi düşünün, tek bir lider, altında birsürü köle... Her köleye verilmiş farklı miktarlarda para... Hepsine verilen para sabit, ama hiçbiri cebinde ne kadar para olduğunu bilmiyor, ve lider tarafından para harcamak zorunda bırakılıyor, hergün sabit miktarda... Cebindeki para bitmeden en çok iş yapan kazanıyor oyunu! Gerçekten "vakit nakit" galiba...
Ne şekilde olursa olsun, bir olayın içine zaman kavramı girince ucuzluyor herşey... "Takma kafana oğlum, zamanla unutursun!" Ben unutmak istemiyorum ki... Zaman geçiyor ama, "ben unutmak istemiyorum ki" derken bile bir miktar zaman geçiyor. Aleyhimize işleyen birşeyler var hep, zaman "geçmeye" devam ettikçe...
Yeterince kaybetmedik mi zamandan? |
|
|