Erhan's profilehepimiz erhaneciyiz...!!...PhotosBlogLists Tools Help

hepimiz erhaneciyiz...!!!

erhaneci.deviantart.com - erhaneci@hotmail.com

Erhan TASKIRAN

Occupation
Location
Interests
Photo 1 of 23

Web

Quote of the Day

Loading...
March 21

Ateş Düştüğü Yeri Yakar

 

Televizyonun sesi kısıktı… Ekranda haberler akıyordu… Alt bantta “Ankara’da trafik kazası: 1 ölü” yazıyordu… Bir an Ankara’daki arkadaşlarım geldi aklıma, her birinin sureti gözümün önünden hayal meyal akıp giderken ekranda bir vesikalık fotoğraf belirdi; tam da beynimde dönen fotoğraflardan birinin benzeri..! Kafamdan aşağı kaynar sular dökülürken televizyonun sesini çoktan açmıştım. Çok şükür ki(!) kazada vefat eden kızcağız, benim arkadaşlarımdan biri değildi; ve ben vefat eden kızcağızın benim değil, bir başkasının bacısı olduğu için sevinmiştim..! Ne de olsa ateş düştüğü yeri yakardı…

 

 

Babanızın öldürüldüğünü düşünsenize… Bombalanan kentinizde bir sabah, evine ekmek bulmak için çıkıp bir daha gelmediğini… Duvarda asılı çifte namlulu tüfeğin artık size kaldığını, işgalci askerler kapıya dayandığında ailenizin bütün yükünün birfiil omzunuzda kaldığını düşünsenize…

 

Doğup büyüdüğünüz mahallenin yerle bir edildiğini düşünsenize… 20 sene önce sallandığınız salıncaktan tutun da, önceki gün ödevinizi yaptığınız kütüphaneye kadar, neyiniz varsa sebepsizce yakıldığını düşünsenize… “Allah’ım, neden biz?” dememek için kendinizi nasıl tuttuğunuzu bir düşünsenize…

 

Gözünüz gibi baktığınız, sakındığınız bacınıza, az önce gözünüzün önünde annenizi katleden kansızın el sürmeye yeltendiğini düşünsenize… Ellerinizi bağlayan iplerin birer yılan olup sizi boğduğu, canınızı alması için Tanrı’ya ve işgal güçlerine yalvaracağınız o anı bir düşünsenize…

 

Bu yazının burasına kadar kaçınız tahammül edebildi ki..?

 

Maalesef, bunların hiçbiri hayal gücü uydurması senaryolar değil…

 

Bugün, bir kez olsun ateşin sizin üstünüze düştüğünü varsayın.

 

Bugün, bütün “bilmemneizm”leri, “bilmemnecilik”leri bir kenara bırakıp insanlığınızı düşünün… İster Âdem’in torunu deyin kendinize, ister Allah’ın herhangi bir kulu, ister bu dünyaya ayak basan 7milyar insandan herhangi biri…

 

Bugün Haçlı Seferleri’ni düşünün… Bugün Çanakkale’yi düşünün… Sarıkamış’ta donarak can veren 90bin şehidimizi düşünün… O 90bin şehide 90 yıldır yaktığımız feryatları, türküleri, destanları düşünün… 90bin şehidimiz bir mermi bile sıkamadan göz göre göre can verirken kılını kıpırdatmayan, destek olması gerektiği yerde köstek olanlara ettiğimiz küfürleri, lanetleri, bedduaları düşünün…

 

Bugün, biraz olsun ileri görüşlü olup 90 sene sonrasını düşünün…

 

Bugün Bosna’da, özgürlük mücadelesi verirken canından olan 100binleri düşünün… Bugün Çeçenistan’da, mahallesi yerle bir edilen, bütün komşuları kurşuna dizilen bir köylüyü düşünün… Bugün Afganistan’da, tüm ailesi gözü önünde öldürüldükten sonra bir manga dolusu kansızın tecavüzüne uğrayan esmer kızı düşünün… Bugün Filistin’de, okuluna gitmek için günde iki defa İsrailli askerler tarafından üzeri aranmak zorunda kalan, İsrailli askerler eğer izin verirse okuluna gidebilen, babasını tanımadan namluyla tanışan, İsrail M16’larını oyuncak sanan 6 yaşındaki sabiyi düşünün…

 

Bugün, burnumuzun dibinde, Irak’ta, 4 sene içinde katledilen 1milyon insanı düşünün… O 1milyon insanın yasını tutan, acısını bağrında yaşayan 10milyonları düşünün… Bugün, Irak’ın işgalinin 4. yılında, tüm bu vahşet karşısında kılımızı kıpırdatmadığımız, destek olmamız gereken yerde köstek olduğumuz için, 90 sene sonra bize küfredecek, lanetler okuyacak, beddua edecek 100milyonları düşünün…

 

 

Ama biz de haksız değiliz ki...(!) Ne de olsa ateş düştüğü yeri yakar, çünkü ateşin düştüğü yerdekiler, bizim gözümüzde, ateş olsa cürümü kadar yer yakar…(!)

 

Erhan TAŞKIRAN

March 06

Ah Bu Şarkıların Gözü Kör Olsun...

Sanıldığı kadar basit şeyler değildir şarkılar. Birkaç nota, üç-beş kelimeden daha fazlasını barındırır içinde...

 

Kimi zaman hayatımızın arka fonunda çalar şarkılar, zamanımızın boşluklarını doldurur sinsice; kimi zaman da sipariş üzerine oynatılır, bizi şarkılardan iyi ne anlatabilir ki?..

 

Sadece bestelenmiş şiirler değildir onlar, ayrı bir akustiği, estetiği vardır. Hem şiir gibi sıkıcı da değildir tüketimi, bir şiir en fazla kaç kez okunur ki?..

 

Zaman olur, psikolojik bir terapi haline gelir müzik dinlemek canımız sıkkınken depresif şarkılar açarız hep; ama hiçbir şarkı, o anda hayatın bize söylediği şarkıdan depresif değildir... Kafamızdaki sesleri bastırmak için açarız sesi, şarkıyı yazanın derdi bizim derdimiz oluverir, kendi sıkıntımızı unutturur bize...

 

Şarkıları sahipleniriz, şarkılar hediye ederiz sevdiklerimize... Yaşanmış olaylara şahit gösteririz, “o gün bu şarkı çalmıştı radyoda” deriz; sonra ne zaman bir notası çınlasa kulağımıza, geri sararız filmini hayatımızın...

 

Geçmişte kalan anılarla özdeşleşmiş şarkılar üzer bizi, o anılar geçmişte kalmıştır çünkü, ne kadar güzel de olsalar en fazla buruk bir gülümseme bırakırlar dudaklarımızda...

 

Kimi zaman da hiç yoktan dert açar başımıza şarkılar. “Bu benim hikayem!” dedirtir, can acıtır bu şarkılar. Hayatımızın başrollerini getirir gözümüzün önüne; unutulmuşları hatırlatır, unutulmayanları çiviler beynimize...

 

Vel hasılı, sanıldığı kadar basit şeyler değildir şarkılar. Birkaç nota, üç-beş kelimeden daha fazlasını barındırır içinde...

 

Erhan TAŞKIRAN

 

www.sevgilidergi.net / Mart 2007

February 27

AF

Özür dilerim...

Her kimsen, neysen,

ne olduysan, ne olduysa,

hepsi için, hepsi adına

özür dilerim...

 

Gizsiz öznesi olduğum sentetik hayallerin

ve yalanın önde gideni gülüşlerim...

-Beden dilinin de kemiği yok-

dokunduğum her bir hücrenden,

dokunduğun her bir hücrem adına,

özür dilerim...

 

Yalnızlığın posası gözyaşları...

(ki vitamini de oradadır zaten)

Belki yalandı onlar da;

inandığım, inanmak istediğim bir yalan...

 

Özürlerim ve bilimum affetme sebeplerin,

omzundan çaldığım saç telleri için,

içinden seni çıkardığım şarkılardan

ve içinden çıkamadığım herşeyden...

Hepsi için,

hepinizden,

hepimiz adına,

özür dilerim...

 

Erhan TAŞKIRAN

February 12

Benim Şiirim...

Önce saçlarımı kestirdim, aynada farklı bir yüz görmek adına...
 
Ardından uzamış sakallarımı - ki boşvermişliğimin bir simgesiydi onlar - kestim kendi ellerimle...
 
Banyolar yaptım, arındım eskilerimden ve eskilerimden yadigar herşeyden...
 
Soru soran gözler gördüm;
üçnoktaladım herbirini boş bakışlarla...
 
Değiştim...
 
Bir savaştan daha yenik ama sağlam çıktım...
 
Yeni kadınlar, pembenin yeni tonları, yeni rujlar, yeni ayrılıklar ve yeni terkedilişler...
 
Hepsine hazırım..!
 
Göğsümdeki sargıdan kan sızsa da hala,
şarkılar şiirler daha da acımasız gelse de üzerime,
ben hazırım...
 
"Hadi...
 
Gelin üstüme...
 
Korkmuyorum..!"
January 24

Tufan

...
 
Şehirler arası yolculuklar yetmiyor artık,
uzaklar eskisi kadar uzak değil...
Kaçıp gittiğim yerlerin yerlisi oluyorum yavaştan,
ne acı...
Sigaralarım yanmıyor "baştankaybetmişliğim"e otobüs terminallerinde...
Oysa ben asıl onlara binip giderdim uzaklara...
 
...
 
Bir gemi yapmam lazım belki de...
Doldurmam lazım içine, her hüzünümden en az birer çift...
Üremeli hüzünlerim,
hiçbir gidenin soyu tükenmemeli...
Öyle çoğalmalılar ki güvertelerimde,
öyle...
 
Fırtınalar kopacak biliyorum,
durulacak sonra içim...
Karaya ayak basarken "önden buyurun" diyeceğim,
tüm "eski"lerime...
 
...belki de en güzeli böyle...
December 28

“Bir şarkı yapmam gerek...”

“Bir şarkı yapmam gerek...” 

 

Anlatmam gerekenler var... Beni anlamayanlar var... Beni dinlemeden gidenler var... Onlara bir şekilde ulaşmam gerek...

 

Dinledikçe kahrolduğum şarkılar var... O kadar silmeme rağmen en zayıf noktamdan, kulağımdan, beynimin içine tekrar girebilen insanlar var... Şarkıların bana anlattıkları var... Şarkılardan anladıklarım var... Bi şarkı yapıp kahretmek istediklerim var, en kötüsü... Aynen bana yaptıkları gibi sinsice beyinlerine girmek istediklerim var... İşte sırf bunun için, “bir şarkı yapmam gerek!..”

 

Müzisyen olmalıyım ben, müzisyen olmam gerek... Ağzımı meşgul etmeyecek bir enstrüman çalmalıyım önce, ve o bass gitar olmamalı, sahnede o kadar geride kalmamam gerek... Davul çalabilirim mesela, trampetlerin üzerlerine yapıştırmak istediğim resimler var...

 

Gitar çalmalıyım en çok, gitar çalmam gerek... Severim gürültüyü, insanın gürültüyü sevmesi gerek... O (dolma) kalem gibi parmakları bir şekilde perdelere sığdırmam gerek... Akorla püsürle işim yok, solo çalmam gerek, tel koparmam gerek benim... Elimin kanaması gerek sahnede...

 

“süslerle bezeli, dantelli işli, allı pullu güllü şarkılardan nefret ettim!..”

 

Benim sahnede olmam gerek, bir şekilde... Afişim yapıştırılmalı çünkü İstiklal’in duvarlarına... O afişleri gözüne gözüne sokmak istediğim insanlar var...

 

Fazlaca agresifim, bir şekilde sinirimi boşaltmam gerek... Tel kopararak olur, davul patlatarak olur, bir şekilde... Bağırmam gerek, nefretlerimi dilaltı yaptım yıllardır... Sahnede tükürmem gerek onları, sahneden tükürmek istediğim insanlar var, ve sırf bunun için, benim sahnenin üzerinde olmam gerek...

 

“...oyna dur barlarında, şak şak kankalarınla...

Para pul için kırıtmandan nefret ettim...”

 

Bağırmam gerek, çokça bağırmalıyım... Sesim kısılana kadar... Söylemek istediğim o kadar çok –bestelenmiş şiir- var ki... Haykırmalıyım... Kimse beğenmemeli yaptığım müziği, çünkü kimsenin benim kadar nefreti olmamalı... Çaldığım barın en sıkı müşterisi ben olmalıyım, sahneye bi’ bira daha alabilir miyim?

 

“bildiğimiz şarkıları söylemekten korkmamalı...”

 

Ölmeliyim hemen akabinde, afişim asıldıktan hemen sonra ölmem gerek... Bitmeli, ötesi olmamalı çünkü... Mezar taşıma -senin içindi bütün zaferlerim- yazdırmam gerek...

 

“...buralardan gidince unutmayan ruh gerek...”

 

Yalan olmam gerek benim, bok yoluna gitmem... Aksi halde çok fazla gideceğim insancıkların üzerine, çok kötü olacak... Bok yoluna gitmem gerek, kimse bilmeden...

 

“..böyle herşey daha güzel...”

 

Erhan TAŞKIRAN

 

*: Tırnak içindeki cümlelerin tamamı Padma’nın “La” adlı şarkısından alıntıdır, dinlemek isteyenler için:

http://minorcrisis.net/files/la.mp3

December 13

gidemeyiş

 

...ne zaman gitsem senden,

aklımı rehin bırakırım...

 

Bedenimi alır götürürüm en fazla,

Ruhum sen..!

 

“su vanasını kapattık mı bey?” kıvamında gidişlerim,

“sigortaları indirdik mi..?”

 

Hep bir kaybetme korkusu, hep bir paylaşma...

Adına aldatılma diyemediğim..

Bir  benim oluyorsun çünkü bir geri kalanların...

 

Şiirini yazsam düzyazı oluyor,

Cümleni kursam şiir...

 

Her kafiyeye yakışıyor adın...

Her satırın sonunda sen diye

 vazgeçtim tüm ölçülerimden…

 

Yeşile verdim namını,

Küstü geri kalanlar...

 

Nereye gitsem sana seğirdi ayaklarım…

 

İstanbul’um…

Benim küçük orospum…